Sarıklı ile Ayvaz Çelebi (Kısa Skeç)

 Sarıklı ile Ayvaz Çelebi (Kısa skeç)


Sarıklı: Kulakları duymayan, davranışları garip ve kaba bir adam.


Ayvaz Çelebi: Kibar bilgili bir karakter. Sarıklı'nın dostu ve onunla uğraşmayı seven bir karakter.


Boris: Rum asıllı kahveci.


Sultan Selim: Kahvehane yasağını koyan Sultan.


Kemankeş: Sultanın yaveri.




Sahne 1

(Sarıklı ve Ayvaz çelebinin birbirlerine sataşarak kahvehaneye girdiklerini ve oturup yerleştiklerini görüyoruz.)


Ayvaz- Boris Boris, neredesin?

Sarıklı- Poris diye adım olsa bende ünneyince gelmem.

Ayvaz- Neye gemesin gelir şimdi dur acele etme.

Sarıklı- Aha geldi bizim Poris denen kel takke

Boris- Buyurun ağalar ne istersiniz?

Ayvaz- Sultan Selim emrini işitmedin herhalde?

Sarıklı- Kahvehaneler kapatıldı bilmez müsün?

Boris- Farz edin beyler ben bilmiyordum, siz bile bile niye geldiniz? Ölüme mi susadınız, yoksa canınız kan mı çekti?

Ayvaz- Ağzından bal damlıyor Boris

Boris- Söyleyin bakalım, ne içersiniz?

Sarıklı- Zıkkım varsa, zıkkım getir Poris.

Boris- Poris değil derim, Boris Boris

Ayvaz- Bize iki kahve gönder Boris, başka bir şey istemezük.

(Boris sahneden çıkar)

Ayvaz- Tutturdun gidek gidek, ya şimdi askerler girse içeri, ne halt yiyeceğiz biz.

Sarıklı- Haltı sen ye, ben istemem.

Boris- Kahveleriniz geldi beyler. Sana afiyet olsun Ayvaz çelebi, sende zıkkım iç Sarıklı.

Sarıklı- Heytt gagaksam ayağa, topuzu yersin kafana.

Ayvaz- otur otur, kaçtı zaten bir daha gelmez, sen şunu de bana, şimdi farz et tuttular zabıtlar seni, götürdüler yargıya, çıktın devlete, ne diyecen.

Sarıklı- Ellerimi şöyle bağlar, başımıda böle eğer, sığır gibi bakarın kadıya.

Ayvaz- Dur bekle, ağzınıda şöyle biraz açtık mı, Hah şimdi tam sığır oldun.

Sarıklı- işte böyle ben kadıya, kadı bana baka duruz.

Ayvaz- Hadi diyem sen durdun yerinde, kadı duru mu?

Sarıklı- Durma mı, hem durmasa niçcek, nereye gitcek, ellerini yokarı kaldırıp göbek atcek değil ya.

Ayvaz- Göbek atmasına atmaz da, seni mahpus damına ata.

Sarıklı- Anam ben gidemem mahpusa, ne işim var benim damda, eşek miyim ben.

Ayvaz- Eşek dinmez edepsizlik etme, merkep dersin kibar gelir kulağa.

Sarıklı- Mürekkebin ne işi olur kulakla?

Ayvaz- Mürekkep demem can yoldaş, merkep dirin merkep.

Sarıklı- Merkebini si... Neyse... Konuşturma beni bir sürü insan var burada.

Ayvaz- İnsan var da kim dinle seni?

Sarıklı- Neye dinlemesinler beni, baş çavuşun eşeği miyim ben, bak hele bak hepsinin kulakları bende.

Ayvaz- Kulakları sende lakin akılları başka yerde.

Sarıklı- Neye, akılları gezme mi çıkmış?

Ayvaz- Yok dün geceki sofrada unutmuşlar

Sarıklı- Urfa’da niye unutsunlar be? Belki görmediler bile Urfa’yı.

Ayvaz- Urfa dimem sofra dirin, senin bu kulakla duyuyo mu?

Sarıklı- (Kulaklarına dokunur) neye durmasın, bak işte ikisi de yerinde, seninkiler seni bırakıp kaçıyor herhalde.

Ayvaz- Belli belli çok güzel duyuyorlar. Fazla konuşturma beni işine bak hadi.

Sarıklı- neye baken durduk yere, çişim gelmedi ki.

... 

(İçeriye tebdili kıyafetli iki kişi gelir)

Sultan- Ağalar afiyet ola.

Ayvaz- Buyur beyim beraber ola.

Sarıklı- Gel beyim gel, otur aşşa.

Sultan- Duyduğuma göre Sultan Selim yasak etmiş kahvehaneleri, candan korkunuz yok mu sizin?

Ayvaz- Can dediğin nedir beyim zaten verecez günün birinde.

Sarıklı- Ben hiç aldığımızı görmedim zaten, boyna veririz, ona veririz, buna veririz, şuna veririz.

Ayvaz- Hem bize yasaksa sana da yasak beyim.

Sultan- benim halim vaktim yerinde, veririm kadıya üç beş akçe yırtarım cezadan. Ama ve lakin siz yakalanırsanız haliniz fena.

Sarıklı- Hela arkada.

(Sultan güler)

Ayvaz- Hela demez, fena der fena. Hem sen anlamadığın lafa garışma.

Sarıklı- kimle yarışma

Ayvaz- yav sus be adam...

Ayvaz- Beyim Sultan Selim adaletlidir, akçaynan pulunan yırtamazsın.

Sultan- belli belli o sarayda sıcak döşeğinde, sizde geldiniz burada fareler gibi saklanırsınız.

Ayvaz- Öyle deme beyim, Sultanımız her daim ardımızdadır, şu şehri İstanbul’a bak her yanı imarethane, kimseyi aç koymaz.

(Karın gurultusu efekti)

Sarıklı- Aç koymaz, koymaz da benim karnım zevkten guruldar.

( Sultan güler)

Ayvaz- Benim Sultan’ın adaletinden şüphem yoktur

Sultan- Sultan şimdi girse içeri ne yapacaksınız?

Sarıklı- kimsin diye sorarın.

Sultan- niye?

Sarıklı- Sultan mı gördük evvelden, ne bileyim nasıl bir şeye benzer.

Sultan- siz ikiniz kardeş misiniz?

Ayvaz- Tövbe de beyim tövbe

Sarıklı- bre kel horoz ne yanlışımı gördün de atlarsın lafa?

Ayvaz- Latife ederün, latife. Sıkma canını bilmez müsün ben seni candan severim.

Sarıklı- Hah şöyle yav, beyim gardaş değiliz emme gardaş olsak bu kadar eyi olmazdı aramız.

Ayvaz- Geçen sene bu sağır, Sultan’ın muhafızlarıyla münakaşaya girdide kendimi kılıçların önüne attım... Durun delidir deye.

Sarıklı- Deli senin bubandur.

Ayvaz- Seni sevmesem kardeş yerine koymasam atar mıyım kendimi kılıçların önüne?

Sarıklı- Atar mısın?

Ayvaz- Atmam ya, niye atayım.

Sultan- Farzı misal sultan diyelim ki benim, ne yapacaksınız?

Sarıklı- Eylenecek başka adem evladı yok mudur beyim.

Ayvaz- (Taklit yaparak) Ben deniz ise papa Alexander Graham, çok memnun oldum Sultan Selim.

Sultan- Kemankeş al bunları, götür at zindana.

Sarıklı- yav hâlâ şakaya devam ediyor, şakacı seni, çok güldük.

Kemankeş- (bağırarak) Destur Sultan Selim han hazretleri

(Sarıklı ve Ayvaz çelebi ne olup bittiğini anlamaz, şaşırıp kalırlar. Üzerlerinde ki şaşkınlığı atınca yalvarmaya başlarlar.)

Ayvaz- Etmeyin Hünkarım bilmezdik kim olduğunuzu.

Sarıklı- Gözünün yağını kaşık kaşık yediğim, etme eyleme Sultanım.

(Işıklar kapanır)



Sahne 2

Ayvaz çelebi ile Sarıklı zindanda

Ayvaz- Ben sana dedim, gitmeyek başımıza iş gelir diye.

Sarıklı- Sultanla sohbet ettin daha ne istersin.

Ayvaz- Hay Sultanına konuşturma beni.

Sarıklı- Hem saraya da girdin sayemde

Ayvaz- Aman ne saray ne saray, zindandayız Sarıklı.

Sarıklı- İdam ederler mi bizi.

Ayvaz- Ederler ya, ederler. Anamızı... Bile ağlatırlar.

Sarıklı- Edep çelebi edep

Ayvaz- Edebi mi kaldı Sarıklı, bugün yarın keserler kellelerimizi.

Sarıklı- Sultan Selim’i ünnesek belki affeder bizi.

Ayvaz- Valide Sultan’ı da çağıralım gelmişken elimizi öptürürüz.

Sarıklı- Eyleşme benle be.

Ayvaz- Zaten senin yüzünden düştük buraya, sesini daha fazla çıkarma.

Sarıklı- Çıkarırsam n’olur?

(Ayvaz çelebi, Sarıklı’nın kafasına vurur.)

Ayvaz- Aha bu olur.

Sarıklı- Ne vurusun Ayvaz çelebi?

Ayvaz- Vururun elbet, yarın bir gün başını kesecekler seni ona hazırlarım.

Sarıklı- Benimkini kestiklerinde seninki yerinde olacak mı bakalım.

Ayvaz- Artık cellat ilk hangimizi beğenirse, nasip kısmet işi bu işler.

Sarıklı- Tellak dediğin niye milleti şişler?

Ayvaz- Enki kulağını bir temizle.

Sarıklı- Temizdir zaten, nesi vardır.

Ayvaz- Hani sen çocukken yastığının altına iki akçe sakladıydın.

Sarıklı- Cinlerin götürdüğü akçeler mi?

Ayvaz- İşte o akçeler varya...

Sarıklı- Ne olmuş o akçelere.

Ayvaz- O akçeler...

(Sarıklı, Ayvaz Çelebi’nin başına vurur.)

Sarıklı- Konuşacaksan konuş yoksa o dilini keserin.

Ayvaz- İşte o akçeleri ben aldım.

Sarıklı- İyi halt yedin.

Ayvaz- Hakkını helal et.

Sarıklı- İki akça sana feda olsun, gardaş değil miyiz ya. İsteyeydin zaten verirdim.

(Bir ses gelir kulaklara; Sultan Selim han hazretleri.)

Sarıklı- Allah Allah, Geliyor yandık.

Ayvaz- Hem de ne yandık.

(Sultan Selim gelir, bizimkiler yalvarmaya başlarlar)

Sultan- keesss, kes

Ayvaz- Etmeyin Sultanım affedin.

Sarıklı- Madem adaletimden şüphe etmedin Ayvaz Çelebi seni bağışlarım.

(Ayvaz Çelebi ile Sarıklı sevinmeye başlarlar )

Sultan- Sen niye sevinirsin Sarıklı, ben Ayvaz Çelebi’yi bağışladım.

(İkisi birden şaşırır)

Ayvaz- Sultanım etmeyin, eylemeyin. İkimizde affedin beni gardaşsız koymayın.

Sarıklı- Koymayın ya, koymayın. Gardaşsız edemez bizim kel takke.

Ayvaz- He ya Sultanım, ikimizi bir affetseniz.

Sultan- Ya çıkar gidersin, ya da celladı gönderirim Ayvaz Çelebi.

Sarıklı- Ya elinizden ne çekti bu tellak.

Ayvaz- Tellak demez cellat der...

Ayvaz- Sultanım ya ikimizi bir affedin, ya da gönderin celladı.

Sultan- Bu Sarıklı için ölmeye değer mi?

Ayvaz- Gardaşlıktır Sultanım bu değer.

Sultan- Aferin Ayvaz Çelebi, aferin. Affettim ikinizi de, çıkın gidin hayde.

Sarıklı- Aferin, aferin, aferin Çelebi Ayvaz.

Sultan- Yalnız bir daha uğramayın kahvehanelere, yasak yasaktır. Bu sefer acımam.

Ayvaz, Sarıklı- padişahım çok yaşa, adaletin daim ola.

(Sultan kızmaya başlar.)

Sarıklı- Sarıklı ile Ayvaz tez elden kaça.


Yazan: Mustafa Seyit Köylüoğlu 

Yorumlar

Popüler Yayınlar